Anasayfa / Dünyada Gezgin / Barselona Gezi Notları İlk Gün

Barselona Gezi Notları İlk Gün

Barselona için çoğu kişinin tersine biz bir kış tatili planladık. Denize girmek gibi bir hayalimiz yoktu ve öncelikli hedefimiz şehri keşfetmekti. Bu yüzden yaza göre çok daha sakin olacağını tahmin ettiğimiz Şubat ayını tercih ettik. Barselona’nın sahip olduğu Akdeniz iklimi bir Şubat ayını ne kadar soğuk kılabilir ki dedik ve hiç tereddüt etmedik. Daha önce yazdığım Barselona Gezi Rehberi geziniz için size rehberlik edecekken Barselona Gezi Notları ile bizim anılarımıza ortak olacaksınız.

3,5 saatlik bir uçuşun ardından bu beklentilerimizin aksine Barselona bizi buz gibi bir hava ve sağanak bir yağmurla karşıladı. Catalunya Meydanı yakınlarındaki otelimize ulaşana kadar bu sağanak devam etti. Neyse dedik bir yerleşelim, biz çıkana kadar hafifler nasıl olsa:) Ama gelin görün ki biraz turlamak ve ilk izlenimleri almak için yeniden dışarı çıktığımızda sağanak hala devam ediyordu. Yılmadık, 1 şemsiye altına iki gezgin sığınarak attık kendimizi Barselona sokaklarına:)

Corner 592 hotel

Hedefimiz La Rambla Caddesi’ydi. Fakat 5-6 dakikalık yürüyüşün ardından Catalunya Meydanı’na ulaşana kadar ayakkabılarımız ıslanmıştı bile, biz de kendimizi ünlü alışveriş merkezi El Corte Ingles’e attık. Söylemeden geçemeyeceğim burada da tıpkı bizdeki gibi yağmur yağar yağmaz beliriveren şemsiyeciler var. Davetsiz bir yağmura yakalanırsanız sorun yaşamazsınız:) Burası bizdeki alışveriş merkezlerinin aksine ayrı ayrı mağazalardan oluşmuyor tüm markalar aynı platformda yer alıyor. Boyner ve YKM’nin daha büyüğü gibi düşünebilirsiniz. Burayı biraz turladıktan sonra La Rambla Caddesi’ne yöneliyoruz ve caddeyi baştan başa turluyoruz. Ortası trafiğe kapalı, ama caddenin sağ ve solunda araç trafiği devam ediyor. Sağlı sollu mağazalar, cafeler, restaurantlar, casinolar, hediyelik eşya satan dükkanlar ile şehrin belki de en ünlü caddesi burası. Artık yorgun gezginleriz, otele dönüp yarın için enerji toplama zamanı.

Ertesi gün için planımız şehrin sembolü olan Sagrada Familia. Gitmeden önce biletlerimizi almıştık. Herhangi bir fiyat farkı yok sanırım ama sıra beklemek istemedik sanırım. İlgilenirseniz buyrunuz link.

Otelimizin hemen yanındaki metro istasyonundan kısa bir yolculukla ulaştık La Sagrada Familia‘ya. Zaten yapıyı dışarıdan bile görür görmez Antoni Gaudi‘nin bu şehrin başına gelen en güzel şey olduğunu düşünüyorsunuz. O nasıl bir ince işçiliktir, o nasıl bir doğa aşkıdır. Çevresini dolanıp, dışarıdan biraz fotoğrafladıktan sonra içeri giriyoruz.

sagrada familia

sagrada familya

İçerisi tam bir ağaçtan orman. Sütunlar ağaçları ve ağaç dallarını çağrıştırıyor, pencerelerde kullanılan renkli camlar sanki ağaçların gölgesinde hissettiriyor. Antoni Gaudi’nin ne kadar doğa aşığı olduğunu çok rahat hissedebiliyorsunuz.

Ne yazık ki Gaudi hayatını adadığı bu en önemli eserini tamamlayamadan 1926’da bir kaza geçirerek hayatını kaybetti. Yapımına 1882 yılında başlanan Sagrada Familia hala tamamlanamadı. Çalışmaları devam eden eserin 2026 yılında, Gaudi’nin 100. ölüm yıl dönümünde tamamlanması planlanıyor.

la sagrada familia gaudi

sagrada familia bazilikası

Buradan sonraki rotamız yine Gaudi’nin izlerini takip ederek Park Güell oluyor. Atlıyoruz metroya ve 1 aktarma yaparak Vallcarca durağında iniyouz. Biraz yokuş ve merdiven tırmanarak Park Guell’e varıyoruz. Şehrin ünlü zenginlerinden Eusebio Güell şehrin bu tepe noktasında 60 evlik bir site yapmak için Gaudi ile anlaşmış. Fakat bu evlerden yalnızca 2 tanesi tamamlanmış ve proje yarım kalmış. Sonrasında buradaki parklar, bahçeler halkın kullanımına sunulmuştur. Gaudi’nin inşa ettiği bu 2 ev, ayrıca Gaudi’nin pembe evi, baya popüler olan seramiklerden yapılan uzuuun ve heralde gördüğüm en ergonomik bank, rengarenk seramiklerden tasarlanan bukalemun Park Guell’in bilet satın alarak gezebileceğiniz kısmında bulunuyor. Yani aslında görmek isteyebileceğiniz tüm Gaudi izleri bu ücretli alanda. Biletler belli saat dilimleri için satılıyor ve fiyatı 8 €.

park guell giriş fiyatı

park guell

park guell gaudi

parc guell barcelona

Buradan sonraki durağımız Picasso Müzesi. Günlerden Pazar ve önceden yaptığımız araştırma ile Picasso Müzesi’nin her pazar saat 15.00 sonrası ücretsiz olduğunu öğrendiğimiz için planlamamızı buna göre yapıyoruz. Müzenin bulunduğu bölgeye geldiğimizde uzuuuunca bir kuyruk karşılıyor bizi.  Tabi ki tek uyanık biz değiliz:) Biraz gözümüz korksa da 15-20 dakikalık bir bekleyişin ardından müzeye turlamaya başlıyoruz. Siz de oralara kadar gitmişken görmeden dönmeyelim derseniz müze ile ilgili bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz.

picasso müzesi

Artık yorulduk, yavaş yavaş acıktık La Rambla civarına dönüp keyif yapma zamanı geldi. İlk gün tabi ki de Paella yiyecektik ve bunun için Plaça Reial’deki restoranlardan birini tercih ettik. Burası güzel bir meydan. Palmiye ağaçlarının çevrelediği bu geniş meydandaki sokak lambaları da Gaudi’nin eserlerinden.

paella

Yemekten sonra tüm günün yorgunluğu bastırıyor, göz kapaklarımız yer çekimine daha fazla dayanamıyor, uyku vakti.

2 Yorumlar

  1. Barselona’yı gezeceklere ayrıca benimz tavsiyem günübirlik olarak adalarada gitmeleridir. Mallorca yada İbiza’ya şehirden kolayca geçebilirsiniz. Paylaşım için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir