Anasayfa / Dünyada Gezgin / Selanik Gezi Notları

Selanik Gezi Notları

Hazır vizemiz de varken haftasonunu değerlendirip 1 gece kalmalı Selanik Kavala turu yapmaya karar verdik. Kasım ayının sonlarıydı ve ilk başta üşümekten tereddüt etsek de hava iyi sayılırdı. Gönlümüzce gezip haftasonu kaçamağının tadını çıkabildik. Hazırsanız Selanik Gezi Notları karşınızda:)

Aslında bilirsiniz bu tip gezileri turlarla yapmayı pek sevmiyorum. Hem haritam elimde notlarım cebimde şehri kendi kendime keşfetmek daha çok hoşuma gidiyor hem de bir yerde ne kadar istersem o kadar uzun ya da kısa kalabiliyorum. Bir otobüs dolusu insanla koloni halinde gezmek en son tercih ettiğim bir şey. Fakat bu sefer durum biraz farklıydı. Karayolu ile gitmeye karar verdiğimiz için uluslararası ehliyet, arabamız için alınacak belgeler derken 2 günlük haftasonu turu için bu teferruat biraz gözümüzde büyüdü ve Jolly Tur’u tercih ederek kuzey Yunanistan turu için ilk adımı attık.

Cuma akşamı otobüsümüzde yerimizi aldık. 10 saatlik bir yolculuk bizi bekliyordu. Yola çıktıktan yaklaşık 3 saat sonra İpsala Sınır Kapısı’na ulaştık. Yunan polis memurunun pasaport kontrollerini yapmasının ardından biz de duty free molası verdik. Bu arada belirtmeden geçmemeyim 72 saatten az kalacağımız için aslında herhangi bir alışveriş yapmamız yasak, kaçakçılığın önüne geçmek için uygulanıyor bu prosedür.

Sınır kapısından çıktığımızda bizi Meriç nehrinin buradaki iki yakası olan Yunanistan ve Türkiye’yi birbirine bağlayan köprüyü geçiyoruz. Bu köprünün de yarısı bizim yarısı onların. Bizim olan kısıma kadar olan korkuluklar kırmızı beyaza boyanmış, tam sınırı geçtikten sonra ise mavi beyaza. Sınırı da geçtikten sonra Selanik’e kadar gözlerimi uykuya teslim ediyorum.

Selanik, Makedonya kralı Kassandros tarafından kurulmuş. İsmini de Büyük İskender’in kız kardeşi olan Thessalonike’den almıştır.

Sabah erken saatlerde Selanik’teyiz. Selanik gezilecek yerler bakımından çok detaylı olmasa da hem Osmanlı eserlerini görebileceğiniz hem de Yunan kültürünü keşfedebileceğiniz çok çok yorulmadan keşfedebileceğiniz bir şehir. Selanik gezisinin ilk durağı Aya Dimitros Kilisesi. Bu kilise 303 yılında Aziz Dimitri’nin işkence ile öldürülmesinin ardından inşa edildi ve yapıya onun adı verildi. Kent Osmanlı döneminde cami olarak kullanıldı ama sonrasında yeniden kilise olarak kullanılmaya devam edildi. Yapıya ismini veren Aziz Dimitri’nin mezarı burada bulunmaktadır. Dikkatimi çeken, daha önce gezdiğim kiliselerde görmeye alışık olmadığım şey yere serilmiş halılar oldu. Halıların motifleri bile o kadar “bizi” çağrıştırıyordu ki iki ülkenin aslında birbirine ne kadar benzediğini farkettim.

aya dimitri kilisesi

aya dimitros kilisesi

Sonrasında gitmek için içten içe sabırsızlandığım aynı caddede bulunan Ata’mızın evi vardı sırada. Girişte biraz sıra bekledik sanırım randevu ile kabul ediyorlar grupları. Bu sırada da evin bahçesindeki nar ağacının altında oyalandık. Bahçedeki bu ağaç söylenene göre Atatürk’ün babası Ali Rıza Bey tarafından dikilmiş. Hala bahçede bu ağacı görebilmek hayalleri bir nebze olsun gerçeğe yaklaştırdı benim için. Evin içinde Atatürk’ün ve ailesinin kullandığı mobilyalar, eşyalar bulunmuyor yalnızca bir takım özel eşyaları sergileniyor. Ayrıca annesinin ve kendisinin gerçek boyutlarında olduğunu tahmin ettiğim balmumu heykelleri. Güzeldi oynadığı bahçeyi dolaşmak, uyuduğu odayı görmek, gölgesinde oynadığı nar ağacına dokunmak…

selanik atatürk evi

atatürkün balmumu heykeli

selanik atatürkün evi

Buradan sonra ise Selanik sokaklarını otobüsümüzle turlayıp Beyaz Kule’ye varıyoruz. Bu kule Osmanlı döneminde inşa edilmiş. Balkan savaşları sonrasında Yunanistan’ın eline geçince Osmanlı izlerini silmek ve bir rivayete göre vaftiz etmek için beyaza boyanmış zaten şimdiki ismini de bu sayede almıştır. Üzerindeki beyaz boya yıllar içinde silinmiş olsa da Beyaz Kule olarak anılmaya devam etmektedir. Şuanda aynı zamanda müze olarak da kullanılıyor ve kule güzel bir Selanik kordon manzarası sunuyor.

selanik beyaz kule

selanik sahil

Beyaz kule ve kordon gezisi sonrasında Selanik’in en canlı caddesi sayılabilecek Tsimiski Caddesi’ne yürüdük. Sağlı sollu bir çok ünlü markanın mağazalarının bulunduğu caddeyi baştan sona turladık. Caddedeki markaların neredeyse hepsi Türkiye’de de bulunduğu için çok ilgimi çekmedi. Bunun yerine cafelerine, rastaurantlarına göz attık. Neredeyse milli içecekleri haline gelmiş, herkesin günün her saatinde elinde gördüğümüz frappe’yi denedik. Sokak aralarını turladık, en popüler meydan olan Aristoteles Meydanı’nda mola verdik. Sonrasında çok yorulduğumuz için merkezden biraz uzakta, daha yazlık bir kesimde kalan otelimize yerleşmek üzere yola çıktık.

selanik tsimiski

Akşam yemeği için Selanik’in yemek ve eğlence merkezlerinden biri olan Laladika bölgesine gidiyoruz. Barlar sokağı olarak canlandırabilirsiniz gözünüzde, ya da Nevizade’yi de çağrıştırdığını düşünebiliriz. Akşam yemeği için turun bizi yönlendirdiği Odos Onirou adlı mekanı tercih ediyoruz biz de. Yunan ve Türk müzikleri ile birlikte uozo eşliğinde eğlenceli bir yemek yiyoruz, biraz dans, biraz gülmece geceyi noktalıyoruz. Yorucu bir Selanik gezisinin ardından uyku vakti.

uozo

Sevgiyle…

2 Yorumlar

  1. Güzel yazı. Gezecekler için güzel ön fikir veriyor.
    Tebrik ederim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir